* 'Patlaksın' vs 'Özgürüm' Trendleri
Okuyunca Çıkan Çerçeveyi Anlayınca; Tarafını Kendi Kendine ANINDA Seçeceksin
Geçmiş Cinsel İlişki Sayısı Çok Önemli Bir Gösterge Olmasına Rağmen;
Sadakat; tek başına cinsel ilişki sayısına indirgenecek kadar sığ değildir.
Uzun vadeli bağın gerçek ölçüsü; ASLINDA bir kadının güvenilebilir bağlanma kapasitesidir.
Fakat sadakat okuması yalnızca 'geçmişi fişlemek' değil -yani kötülemek için değildir; bugün erkeğe açıklanan niyet, yarın o erkeğin taşıyacağı risk olmuş olur. Yani mutlaka değerlendirilmesi gerekir.
Yani bir kadın “geçmişte şu sınırları aştım” demekle kalmıyor, söyleme tarzıyla birlikte “bunu sürdürmeyi düşünüyorum” mesajını da verebiliyor.
Tam olarak bu açıdan kadının güvenilirliği, kavruk -yani anlamsız bir konum alır.
Bunu okurken zihnini şu çerçeveye kilitle:
'Geçmiş davranış, bugünkü alışkanlık ve sosyal çevre ile birlikte risk üretir'
Sayı bir sinyal verir; fakat tek başına yanlıştır çünkü bağlanmayı zedeleyen şey yalnızca kaç partner olduğu değildir;
- Çocuğu olup olmadığı,
- Babasıyla olan ilişki kalitesi,
- Hayatında kaç erkek “yakın arkadaş” tuttuğu,
- İhanet sicili,
- Bugün de sürdürmek istediği davranışlar (özgürlük arayışı, 'kimse bana karışamaz' tripleri, açık ilişki fantezileri vs);
BUNLARIN TAMAMI DENKLEMDE bakirelikle/geçmiş partner sayısıyla BERABER tartılır.
İŞTE BUNLAR; “yarın yine yapar mı?” ihtimalini açıkça yükseltir.
Kompleks bir mantık görünüyor ama aslında değil.
Düşman, GERÇEĞİ AYNI ORANDA GİZLEYEN iki başlı canavardır:
Bir başı “geçmiş ilişki sayısı ve bekaret TEK BAŞINA ölçer” safsatası,
Diğer başı ise “kadın istediğini yapar ve onu kısıtlayan erkektir ve erkek hanzodur, o yüzden kadın olarak istediğini yapmalısın” diyen kültür telkini.
İlki seni körleştirir (çünkü tek rakama tapar hale gelirsin),
İkincisi ise veriyi sulandırır (çünkü ihanet ve şehvet geçmişi “özgürlük” diye paketlenir).
Alfa, sayının ötesine bakar:
Örneğin tekrarlanan bulgular (yani sürekli gözlemlenen tespitler), partner sayısı arttıkça uzun vadeli memnuniyetin ve evlilik istikrarının düşme eğiliminde olduğunu gösterir.
Üstelik “başarı” olasılıklarına dair acımasız bir gerçeklik de var: bakirelikte mutlu evlilik olasılığı yaklaşık %80 bandındayken, çift haneli kişiyle geçmişi olanlarda bu oran %30’un altına düşebiliyor;
Yani artan sayı, bağlanma duygularını azaltıyor.
Sadakatin düşmanı olan kültürel telkin ise kulağa tatlı gelen şekilde fısıldar: “Sınırsız özgür yaşa, erkekler kabullenmeye mecbur kalsın.”
Fakat erkek psikolojisi BİYOLOJİK düzeyde ifşa edilen kötü geçmişe karşı İTİCİLİK HİSSİ üretir -yani normal erkek tiksinir;
Bu, ürünün SADECE görünüşüne bayılıp, üretim kalitesine ve fiyatına bile bakmadan alan adamla, tüm kalite sürecini inceleyip alan yüksek değer adamı birbirinden ayırır.
Şu halde ortaya tek sonuç çıkıyor
Sonuç / Çözüm:
Sadakat “ya evet/ya hayır” değil, bir risk-bütünü olarak değerlendirilir.
Yani konu aslında sadece kaliteli bir erkeğin yapacağı risk analizidir.
Nefret duygusu giriyorsa araya, orada yüksek kaliteden söz edilemez.
Bakirelik şart tutularak olayın basite indirgenmesiyle, özgürlük denerek basite indirgenmesi birbiriyle aynı denklikte uç noktalar olur.
Zamanla çok daha fazla detaya da gireceğim.
Şimdilik bu kadarını sindirmek için kendine zaman tanı.