Sandığından Çok Fazla Travman / Zincirin Var - Kalıcı Olarak Nasıl Çözeceksin
* Okumadan Asla Ölme Serisi, karakterinin en derinlerine dalıyoruz
Kaygı, geçmişte yaşadığın o olay anlarında seni koruyan bir alarm sistemiydi.
Ergenlikte veya sonrasında yaşadığın o travmada;
"Dalga geçecekler", "gene kavga çıkacak", "eksik yaptın", "her an problem yaşanabilir", "neden böyle oldu", "gene olacak", veya "şimdi üstüne gelinecek" veya diğer her neyse, o gibi düşünceler gerçekten DOĞRUYDU;
O kötü ortamda o alarm seni AYAKTA TUTTU.
Yani aslında sorun alarmın var olması DEĞİL,
Artık yangın olmayan yerde hala o alarmın çalması.
Yani travmayı çözmenin yolu alarmı söküp atmak değil (zaten atamazsın, o senin sinir sistemine bir defa kazınmış olur);
Alarmın yanlış alarm olduğunu her çaldığında beynine göstermek.
Böyle böyle bir süre sonra alarm zayıflar, çünkü beyin "bu düğme her bastığında yangın çıkmıyormuş" diye öğrenir.
Kalıcı çözüm bu: bastırma DEĞİL, yeniden EĞİTİM.
Yani gördüğün gibi sen kendi kendini zincirliyorsun.
Olayları olduğundan farklı formatta genelleştirdiğin için.
Basit bir örnek;
'Birisi uzun süre sessiz kalır, sonra patlar.'
Sen de bunu kafana 'sessizlik, biriken tehdittir' diye yorumlarsın.
Sonra da beynin, SESSİZ KALAN İNSAN gördüğü zaman; 'patlayacak bombadır' gibi düşünmeye başlar.
Ve aynı kaygı durumu vücudunda oluşur.
Heyecanlanırsın, ona karşı ne diyeceğini bilmezsin, uzaklaşasın gelir. Dilin tıkanır, cümle kuramazsın vs. Biri veya hepsi ama mutlaka olağandışı şeyler yaşarsın.
Gördün mü, nokta atış.
Beyin böyle dümdüz mantıkla çalışır.
İşte senin yapman gereken doğru okuma yapmaktı;
Sessiz kaldı AMA;
Bazılarının işi çıkmış olur, bazıları korkmuş olur, bazıları cevap vermek istemiyor olur vs.
O patlayan adamın olayı xxx - yyy nedeniyle - mesela 'kendi çekingenliği sebebiyle kendini anlatma sorunu nedeniyle oluştu benimle ilgili değil' diye kafanda düşünmek.
Böyle böyle yeni bilgiyle istisna durumlar vermedikçe, kafan o orijin olayın etkisinden çıkamaz.
O anı -kendi travmalarından birini- hatırla, o olay olduktan sonra kafana hemen sorular yağmaya başlar;
İşte onlar tam olarak bu cevapları vermen gereken zamanlar.
Yani sorun senin bunu kafana tam gerçekleştiği gibi değil, GENELLEŞTİREREK YORUMLAMANDA.
İkinci Örnek;
Genel olarak nerdeyse tüm insanlarda (özellikle türkiyede) beyninde şu travma olur;
"Ben sürekli değerlendiriliyorum ve her an cezalandırılabilirim."
Aynı mantıkta düşünürsen;
Bu, senin şu an içinde bulunduğun durumu yanlış bir sahneye yerleştiriyor: mahkeme salonu.
Bu cetveli görmen, kendi travmanı yakalayıp çözmenin EN GÜÇLÜ bir katmanı.
Aslında kaygın şunu diyor: "her etkileşim bir sınav, her sessizlik bir hüküm, her iyilik bir tuzak."
Bu doğru olsaydı, hayat çekilmezdi; ve doğru değil, çünkü etkileşimlerin ezici çoğunluğu sınav değil, sadece dümdüz etkileşim.
Karşındaki kişi yargılamıyor, ya sana soru soruyor, ya seninle birşey yapmak istiyor veya herhangi bir etkileşime giriyor.
Böyle düşünebildiğinde;
Olayı genel ve sürekli bir durumdan, anlık - geçici ve sıradan bir noktaya çekiyorsun.
Ve olması gereken değeri veriyorsun.
Özet;
Şimdi bütün bunları tek bir işleme bağlayalım, çünkü kalıcı değişim tek tek cümleleri çürütmekle değil, bir refleks kurmakla olur.
Savunma refleksini ön-denetleme refleksiyle değiştirmek.
Sadece muhattap karşı taraf değil, senin kendi geçmişin.
Kaygı geldiğinde iki soru sorarsın:
"Bu alarm, şu anki olayla ilgili mi çalıyor, eski bir kaygıdan mı?"
"Verdiğin reaksiyon / hissettiğin duygu ile yaşanan olay arasında ne kadar gerçekçi bağ var?"
O an göreceksin ki kaygının hemen hemen hepsi eski olaylardan geliyor: ergenlik, çocukluk, sonraki sınırlı olaylar.
Alarm "üstüne gelinecek" diyor; şimdiki olay "kimse üstüne gelmiyor" diyor.
Bunu her seferinde yaptığında iki şey oluşur.
Kısa vadede, o anki kaygın düşer, çünkü beynine "kanıt yok" verisini sunmuş oluyorsun.
Uzun vadede, ve asıl önemlisi, beyin bu düğmenin yanlış alarm olduğunu öğreniyor; her yanlış alarmda o kaygı alarmı biraz daha zayıflıyor.
Olayın doğrusunu göstermek, kaygıyı bastırmak değil; onu hissederken kaçmadan durup, tehdidin gelmediğini bizzat görmektir.
Buna sönümleme denir:
Tehdit sinyali, tehdit gelmeyince, giderek sönüyor.
Bastırmak alarmı güçlendirir (ters teper); göstermek zayıflatır.
Yani bu postun özeti şu;
"Kaygım şu anki olaydan mı geliyor, eski bir olaydan mı? Kanıtı SADECE şu anki olayda ara. Şu anda kanıt yoksa, olay GÜVENLİDİR."
Önemli bir istisna;
Bazen ileri seviye vakalarda o an mantık yürütemeyecek kadar şiddetli duygusal yoğunluk hissedilir.
Yani o tetikleme mutlak anlamda kişiyi ele geçirir.
O istisna şartlar için çözüm;
EMDR terapisidir.
Şaşırtıcı şekilde gözetim altında hızlıca atmanı sağlar.