* Hayatının Akışı Değişmek Üzere
Bir iş yaparsın.
Karşı taraf "vay be" der.
İlgi hoşuna gider, yani dopaminin patlar.
Veya kadından övgü/bakış/ilgi gelir. Aynısı yaşanır.
Tekrar yaparsın. Tekrar alkış gelir.
Motor gibi bu sistem hep çalışır.
Sonra, bir gün o övgü gelmez.
Dönüş gelmez.
Sen de o yaptığın işe devam etmeyi BIRAKIRSIN.
Çünkü o işi yapmanın tek sebebi ÖVGÜ İDİ
Yani o övgü, seni çerçevesine aldı ve sana birşey yaptırttı.
Kesilince de bıraktın.
İçeriden değil DIŞARIDAN motivasyonluydun.
Buna şu ismi verelim: GİZLİ ONAY BAĞIMLILIĞI.
BÜYÜK PROBLEM
İşte gerçek hayatta da, yaptığın şeyleri kendin için yaptığını zannediyorsun.
Halbuki, GÜDÜLÜYORSUN
Maç heyecanı, siyaset heyecanı, kadın heyecanı..
Gaza gelip yönlendiriliyorsun.
Yakıtın, sana o heyecanı verenler.
Onlar olmadığında, hiç hissediyorsun.
Hayır mı?
Kendini şöyle test et;
- Hiç kimse görmeyecek, duymayacak, haberi olmayacak.
Yine yapar mıydın? YAPMAZDIN
- Aynı işi yaptın, kimse etkilenmedi, hatta küçümsedi.
Faydasını bilmene rağmen devam edebilir misin? ETMEZSİN
Dozu artırayım;
- Reaksiyon gelmedi.
Aklından geçen ilk cümle "nasıl daha iyi etkilerim onları" mı?
Yoksa "ben doğru iz üzerindeyim, bildiğim yoldan devam" mı?
İlgi 'onay mühendisliği'. İkincisi senin kendi planın / prensiplerine sadıklığın.
Peki Sağlıklı Olan Yöntem NEDİR?
ÖNCE MİSYONUN
Sen kendi gerekçelerinle karar veren birisi olursun.
İnsanların tepkisi senin enerji kaynağın DEĞİL.
Veri olabilir, feedback olabilir.
Okursun, kullanırsın, ayarlarsın.
Ama sana itici gücü veren şey o OLMAZ.
Motivasyonunu senin VİZYONUN besler.
İşte bunun adına da DİSİPLİN denir.
Başkasından gelecek övgü, senin için sadece bir veri olduğunda : GÜÇLÜSÜN.
Enerji kaynağın olduğunda : EZİKSİN ve BAĞIMLISIN.
Dolayısıyla KOLAYLIKLA KONTROL EDİLEBİLİRSİN
Kullanılabilirsin.
Çünkü düğmelerin başkasının elinde.