Akıcı Konuşabilmek İçin “Doğruluk” Değil, “Doğallık” Gerekir
Erkekler genelde bir ortamda iyi görünmek ister:
-Doğru kelimeleri seçmek
- Etkileyici cümleler kurmak
- Hatalı gözükmemek
Tabi bu kafa devamında beyin şu düşünceleri getirir;
- Acaba saçma mı konuştum?
- Karşı taraf ne düşündü?
- Çok mu konuştum, az mı konuştum?
Çünkü bu iki listeye dikkat edersen;
Birbirine sebep sonuç ilişkisiyle bağlılar,
'Hatasız' olmak için 'feedback' gerekir ve beynin onu doğrulamak için sana baskı kurar.
Daha konuşurken aklına feedback (nasıl algılandığına ait bilgi) olasılıklarını getirir ve anlamaya çalışır.
Ve akıcı konuşman HEMEN bloklanır.
Yani bu çaba, seni doğal ve gerçek birisi olmaktan çıkarır.
Akıcılık, teknikle değil, içsel rahatlıkla gelir.
Ve o rahatlık sadece anda kalmakla mümkündür.
Yani mükemmelliği ACİLEN SAL
- Kendini yönetmeye çalışmayı SAL
- Nasıl göründüğünü düşünmeyi SAL
- Nasıl algılandığını düşünmeyi SAL
- SADECE anlattığın konuyu düşün ve ona odaklan.
Otomatikman tüm benliğin bütün halinde çekici hale gelmiş olacak.
Durumu kontrol etmeye odaklandığında ise o muhteşem doğal an kayar.
Doğru görünmeye çalıştıkça, doğal akışı kesersin.
Tam bu durumun karşı tarafta oluşturduğu algıdan ötürü;
İnsanlar “doğru adamı” değil, GERÇEK adamı takip eder.
Alfa, kendi enerjisini içeride tutar.
O anda sadece düşünmez; hisseder, aktarır, şekillendirir.
Nasıl göründüğünü ZERRE siklemez, çünkü proaktif olarak önceden buna çalışmış olur.
Kötü görünmeyeceğini ZATEN bilir.
Ve bu bütünlük, akıcılığı getirir.
Kendine değil, ana odaklanırsan etkili olursun.
Tam tersi mantıkta düşünen 'İYİ ÇOCUK', mükemmel olduğu için seçileceğini zanneder. Role girer
Ama kadınlar ve diğer insanlar DOĞALLIĞI ve ORJİNALLİĞİ beğenir ve ödüllendirir.