Neden Sadece Alfa Gerçekten Sevmesini Bilir

Rasyonel Çerçeve @rasyonelcerceve

* Betaların ve Kadınların Sevgi Stratejisindeki Bozukluklar. Okumadan Asla Ölme Serisi

Mesaj geç geldi : gerildin,

Story attı : kim bakmış diye kontrol ettin,

Soğuk yaptı : istediklerini kabul ettin,

Gitmesin diye alttan aldın,

Kavga çıkmasın diye gerçek içindeki düşünceleri söylemedin...

Tanıdık geldi demi?

Ve üstüne buna sevgi dedin. 'Seven adam takip eder.' falan diye kendini ikna ettin.

HAYIR

Bu kaybetme korkusu.

Aynısını kadın da yapar;

Seni gerçekten arzulamadığı halde senin ilgini, paranı, düzenini, konforunu, ona verdiğin güveni seviyor olur; buna da aşk deme.

O seni sevmiyor.
Senin sağladığın hissi seviyor.

İşte mesele burada başlıyor.

Gerçek bağda merkez karşındaki insandır.

Onun iyiliği.
Onunla kurduğun şey.
Ona verdiğin değer.
Onun yanında kim olduğun.

Ama kaybetme korkusunda asıl merkez noktası o değil.
Merkeze kendini almış olursun.

Yani solipsistiktir.

Kadınsı bir solipsizm.

“O giderse ben ne olurum?”
“Ben bu boşluğu kaldıramam.”
“Bir daha böyle birini bulamam.”
“Yalnız kalırsam ne yaparım?”

Gördüğün gibi, burada konu o insan değil.

Kendini düşünüyorsun ve merkeze alıyorsun.

Ve onu düşünüyormuş gibi yapıp istediklerini yapıyorsun.

Rezalet.

Konu senin gelecekte çekeceğini sandığın acı.

Yani sen çoğu zaman onu kaybetmekten değil, onsuz kalınca yüzleşeceğin kendi boşluğundan korkuyorsun.

Bu yüzden de o insanı insan gibi değil, ihtiyaç giderici gibi görmeye başlıyorsun.

Huzur verici.
Onay verici.
Cinsellik verici.
Güven verici.
Değerli hissettirici.

Ve bir insanı bu hale getirecek şekilde itaat ettiğinde de, aslında ona 'bağlanmış' olmuyorsun.

Onun sende kapattığı boşluğa bağlanıyorsun.

Betanın “çok sevdim” dediği şey çoğu zaman budur.

Sevmedin;
MUHTAÇ oldun.

Kadın gidince aşkın büyüklüğü oaya çıkmadı.

Senin kişiliksizliğin oaya çıktı.

Çünkü değerini ona bağladın.

Dengeni ona bağladın.

Gün içindeki ruh halini ondan gelecek mesaja bağladın.

Kendini erkek gibi hissetmeyi onun ilgisine bağladın.

Sonra o gidince dağıldın.

Bu romantik değil.

Bu bağımlılık.

Sigara bağımlısı sigarayı sevmez.
Rahatlamaya muhtaçtır.

Pornoya bağımlı adam pornoyu sevmez.
Kaçışa muhtaçtır.

Kadına bağımlı beta da kadını sevdiğini zanneder.
Aslında onun kendi içindeki boşluğu susturmasına bağımlıdır.

Kaybetme korkusu sana ne yaptırır?

tirir.
Kontrol ettirir.
Yağcılık yaptırır.
Standa düşüür.
Kendi fikrini yedirir.
Dürüst çatışmadan kaçırır.
İçinden gelmediği halde fazla vermeye zorlar.

“Ben susarsam gitmez.”
“Ben daha çok verirsem sever.”
“Ben alttan alırsam ilişki bozulmaz.”

Bunlar sevgi cümleleri değil.

Bunlar korku kaynaklı gizli pazarlıklar.

Ve korkuyla korumaya çalıştığın ilişki, en sonunda yine o korku yüzünden boğulur.

Gerçek bağ ise korkuyla büyümez.

Gerçek bağ netlikle büyür.

Dürüstlükle büyür.
Sınırla büyür.
Dik duruşla büyür.
Kendin olarak kalabilmenle büyür.

Birini değerli görmek başka şeydir.
Onu hayatının enerji - motivasyon kaynağı yapmak başka şeydir.

Kadın senin annen değil.

Terapistin değil.
Kuarıcın değil.

Tanrın hiç değil (ilahlaştırmış oluyorsun)

Yaşam amacın değil.

Kadın, güçlü bir erkeğin hayatına dahil olmak ister.

Bir erkeğin içindeki enkazı taşımak istemez.

Sen kadına sürekli görünmez şekilde şunu hissettiriyorsan:

“Beni tamamla.”
“Beni iyi hissettir.”
“Beni terk etme.”
“Bana değerli olduğumu hissettir.”

O kadın bunu belki cümleyle anlatamaz ama hisseder.

Ve soğur.

Çünkü kadın, kendisine muhtaç olan erkeğe uzun vadede saygı duyamaz.

Acıyabilir.
Alışabilir.
İdare edebilir.
Hatta kullanabilir.

Ama derinden arzulamaz.
Arzu muhtaçlığa değil, güce akar.

Kadın tarafında da durum aynı.

Bir kadın seni erkek olarak arzulamıyorsa ama senin SAĞLADIĞIN DÜZENİ seviyorsa, orada gerçek bağ yoktur.

Orada sağlayıcılık vardır.

Güvenlik.
Statü.
Rahatlık.
Yalnız kalmama.
Gelecek garantisi.

Kadın seni gerçekten istiyorsa, senin varlığına gelir.

Enerjine gelir.
Duruşuna gelir.
Maskülenliğine gelir.
Yönüne gelir.

Ama arzu yoksa, seni değil; sunduğun konforu sever.

Bunu anlamayan erkek yıllarca kendini kandırır.

“Beni seviyor” der.

Hayır.

Belki de sadece senin sunduğun hayatı kaybetmek istemiyordur.

İşte ALFA burada ayrılır.

Alfa duygusuz adam değildir.
Kadın düşmanı değildir.
Umursamaz piç değildir.

Alfa, kendi kişiliğine ve karakterine sahip çıkan adamdır.

İster ama muhtaç olmaz.
Sever ama yapışmaz.
Verir ama kendini satmaz.
Bağ kurar ama esir olmaz.
Kaybederse üzülür ama dağılmaz.

Beta, kadına içten içe şunu der:

“Beni bırakma, çünkü sensiz ben eksilirim.”

Alfa ise şunu bilir:

“Seninle olmayı seçiyorum. Ama ben, sensiz de benim.”

Fark bu.

Kaybetme korkusu sevgi değildir.
Adı üstünde korkudur.

Korku tutar.
Sevgi seçer.
Korku yapışır.
Sevgi var olur.

Korku kendini satar.
Sevgi sınır koyar.
Korku “gitmesin” diye susar.

Sevgi “gerçek bağ doğru sözü kaldırır” der.

Güvenli bağda erkek kadını sahip olunacak nesne gibi görmez.

Kadın da erkeği kullanılacak kaynak gibi görmez.

Erkek varlığıyla gelir.
Kadın arzuyla gelir.

Erkek sınır koyar.
Kadın o sınırda güven hisseder.

Erkek dürüst olur.
Kadın o dürüstlükte netlik bulur.

Gerçek bağ budur.

Beta sevdiğini sanır ama sadece TUTUNUR.

Alfa tutunmak zorunda olmadığı için gerçekten sever.

Çünkü gerçek sevgi muhtaçlıktan değil, seçme gücünden doğar.

Alfa ol, Beta reflekslerinden kuul.

Acilen.

Rasyonel Çerçeve

Yakında yeni içerikler. Listeye katıl, ilk sen öğren.

Listeye Katıl