Her Gün Zorlu İşlerin Acısına Sabretmek Daha Akıllıca Olur
Zoru yapmak anlık bir sarsıntıdır.
Canın yanar, nefesin kesilir, yorulursun, bazen kendinden bile şüphe edersin.
Karar vermek ayrı plan gerektirir.
Acı verir, zorlar.
Planını uygularken göstermen gereken cesaret anında, kafan sana karşı seni yavaşlatan -hatta durduran bir kuvvet uygular.
Ayrı bir acı verir.
Fakat bu acılar, büyüten bir acıdır.
Kaslarını parçalar ama yerine güç koyar.
Beynini zorlar, ama bir kez yaptığın andan itibaren beyninde yeni yollar açar; pratiklik kazandırır.
Karakterini zorlar ama yerine disiplin yerleştirir.
Her seferinde seni daha keskin, daha hazır, daha tehlikeli bir adama dönüştürür.
Kolayı seçmek ise sessizce, sinsice öldürür.
İlk gün keyiflidir, tatlı gelir.
İkinci gün "bir şey olmaz" dersin.
Üçüncü gün, alışkanlık olur.
Ve dördüncü gün artık eski sen yoksundur.
Erkeksi ruhun, savaşçı yanın, seni zirveye taşıyacak hırsın çürümeye başlar.
Kimse fark etmez...
Ama sen bilirsin.
Bir zamanlar daha fazlası olabilecekken, “rahat” için kendinden vazgeçtin.
Kafana yazman gereken şey o yüzden şu olsun;
“Zor geçer ama pişmanlık kalır.”
Gerçek Alfa her gün kendine şu soruyu sorar:
“Bugün normalde yapmasam da olur, ama ben. gene de yapacağım, çünkü ben fayda getirecek ZORU seçen adamım.”
Zoru seç.
Acıya sarıl.
Rahatlığı elinin tersiyle it.
Çünkü bir gün geri dönüp baktığında,
"iyi ki kendime ihanet etmemişim" diyebilmek…
İşte bu, gerçek zaferdir.