* Süper ufuk açıcı bir konu.
İstemediğin insanlarla aynı masaya oturmak,
Sevmediğin sesleri dinlemek,
Değerlerinle çatışanlarla çalışmak zorunda kalırsın.
Çünkü “hayatta kalman” o sistemin keyfine bağlıdır.
Paraya ve güce ulaşınca o tablo tersine döner:
Üst kulvara çıktığında artık o sesleri duymamazlıktan gelebilirsin;
Paran, ailen, hayatın emniyetteyken kiminle konuşacağını, kime sıfır tepki vereceğini sen seçersin.
Zenginliğin gerçek hediyesi, “hayatını tasarlama” gücüdür.
Ve bu, doğrudan tam anlamıyla “kiminle zaman geçirdiğini tasarlama” gücüdür:
Ya çevreni seninle birlikte yukarı taşırsın (çoğu kişi başaramaz),
Ya da onların bazı özelliklerini bastırmak zorunda kalırsın (bunun karşılığı da senden tiksinmeleri olur);
Bu yüzden hayatını değiştirirken beraber vakit geçirdiğin insanlar da değişir.
Güç ve statü, “standart koyma hakkı” demektir:
Konuşacağın kişiye dair ölçütlerin olur;
Güçsüzlüğü 'romantize' eden,
Gerçeği eğip bükerek emekten kaçan profilleri hayatından kolayca atma şansın olur.
⭐️Mantık örgüsü net:
'Zorunlu sosyallik', başkalarının gündemine mecburluktur;
Seçilmiş sosyallikse gündemi PROAKTİF olarak senin belirlemendir.
Birincisi sadece gürültü ve drama üretir ve seni çerçeveye sokar, ikincisi huzur ve odak üretir, her olay senin çerçevende olur.
O yüzden;
“Hayatındaki tüm standartlarını senin koyman HUZUR'un en kısa yoludur”
Paranın satın aldığı en büyük lüks, değersiz sesleri kapatma ve “hayır”ı tek cümle olarak söyleme özgürlüğüdür.
Durmaksızın Yorul.